Empati de önemli bir şey tabi, ama beynin mantıklı düşünmeyi, empati kurabilmeyi sağlayan yapısı olan prefrontal korteks (alın korteksi) fazla gelişmemişse yapılabilecek çok da bir şey kalmıyor.
Facebook'taki şu eventin duvarında yazılanlar kanımı dondurdu resmen. Şu şartlarda "Önce kendi ülkemizdekileri doyuralım" demek, "Öteki ülkelerdeki, yaşam şartları bariz bir şekilde çok çok daha kötü durumda olan insanları sadece Türk olmadıkları ya da Türkiye sınırları dahilinde yaşamadıkları için rahatça açlıktan ölüme terk edebiliriz" demekten farksız.
İşte tam da bu yüzden, Allah hepinize akıl fikir versin.
"Niye sadece Türkiye, niye başka ülkeler yardım etmiyor! Hı? Hı? HI?" derken dem vurduğunuz o ülkelerin tavrından da hiçbir farkı yok öne sürdüklerinizin. Şimdi o süper, aşmış(!) milliyetçilik duygularınızı da alıp Mars'a falan gidin, hatta mümkünse daha da uzaklara; böylece kendi "içinizdekiler"den başka kimseye yardım etmek zorunda kalmazsınız, bir yandan da bizim sinirlerimiz bozulmamış olur.
Orada her gün kaç bin çocuk ölüyor. Anneler çocukları arasında seçim yapıp, canlarının parçalarını geride bırakarak diğer parçalarının yaşaması, en azından tedaviye ulaşabilmesi için yola devam ederken; başka bir yerde insanların sadece yemek yiyebilecek duruma gelmeleri için bile iki haftalık tedavi görmeleri gerekirken; birileri buralarda sözde "medeniyet"in ortasında, kıçında pireler uçuşa uçuşa klavye başında oturduğu yerden atıp tutuyor; "iç"miş, "dış"mış, bir şeylerden bahsediyor.
Barış Manço'nun "Adam Olacak Çocuk"uyla, "Dönence"siyle, "7'den 77'ye"siyle büyüdüm ben. Sevginin, insan sevgisinin; bir insanı milletine, dinine, dinsizliğine göre ayırmadan, onu yargılamadan, ona etiketler yapıştırmadan sevebilmenin ne olduğunu biliyorum. Bu şarkı da ondan gelsin bütün anlayanlara, ayırmadan "sevebilenlere". Zira onun kalbi insan sevgisiyle doluydu. Sözlerini de "dikkatle" okuyun diye koyuyorum:
"Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü
Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı
Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini; hiç farkı yok, hepsi aynı
Sonunda ben de anladım hanyayı, konyayı
Sanki insanlık pazara çıkmış, ekmek aslanın ağzında
"Bir sıcak çorba içer misin" diyen yok
Dört duvarı ören çatısını kapatıp, içerden kitlemiş kapıyı
"Bir döşek de sana serelim, buyur" diyen yok
Tek bir soru:
Hemşerim, memleket nire?
Bu dünya benim memleket
Hayır, anlamadın; hemşerim, esas memleket nire?
Dedim ya yahu, bu dünya benim memleket
Töööövbe tööövbe tööövbe...
Kardeşlik ve eşitlik üstüne uzun uzun nutuklar çekip
"Niye senin derin benden daha koyu" diyen çok
Kaşının altında gözün var diye silahlanıp, ölüme koşarken
Kalan dul ve yetim ne yer, ne içer soran yok
Barış, garibim bulamadı çözümü, oturdu etti bunca sözü
"Gelin hep beraber anlaşalım" diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok..."